PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestPrint this page

Çankiri’nin merkez ilçesi dahil, köy ve kasabalarinda Türk Milli Kültürü yasatilmakta olup köy ve kasabalarinda genel olarak “kapali toplum” özelligi görülmektedir.
Öyle ki Çankiri köylerinde halen köy odalari bulunmakta, geleneksel Türk misafirperverligi­nin en güzel örnekleri bu köy odalarinda sergilenmektedir. Dügünlerde, bayramlarda ve benzeri milli günlerde halkin birbirle­ri ile olan münasebetleri, yikilmamis bir milli dayanismanin ender örneklerinden olmaktadir.
Büyüklere saygi, küçüklere sefkat ve sevgi yaninda sosyal yardimlasma halen yasanmaktadir. Bu durum, Çankiri’ya gelip de uzun bir süre yasayan yabancilari dahi hemen etkisi altina almakta, onlari da gelenek ve göreneklere tabi kilmaktadir.
Bu bölümde Çankiri kültürel hayatinin önemli unsurlari folklor, dügünler, sünnet, yaran, el sanatlari, mutfak ve belirli günler basliklari altinda verilmistir.

ÇANKIRI FOLKLORU

Aslinda çok genis bir arastirma ve inceleme konusu olan Çankiri Folkloru’nu biz burada kisaca ve ana hatlariyla ele alacagiz. Bu konudaki müstakil eserleri de, yeni yetisen Çankiri evlatlarinin mutlaka verecekleri inancini tasimak istiyoruz. Aksi takdirde, kendilerin­den evvelki neslin islemis olduklari hatayi devam ettirmek gibi büyük bir vebali omuzlamis olacaklarini zannediyoruz.Genel bilgiler vermek bakimindan Çankiri folklorunda etkili bir rolü bulunan gelenek ve görenekleri tanitmak yerinde olacaktir.
Çankiri halkinin yasayisi ve dünyasi hakkinda ögrenmek istediklerimizin hemen tamami merkez ilçe hayatindan uzak kalmis olan köy ve kasabalarinda daha genis ve daha canli bir sekilde görüle­bilmektedir.Çankiri, degisen her türlü hayat sartlari ve tarzina ragmen, gelenek ve göreneklerinden “öz olarak” çok sey kaybetmeyen nadir bir ilimizdir. Nitekim, yavuklusuna (nisanlisina) kenari islemeli mendil gönderen genç kizlari kalmamis olsa bile, kirsal kesimde ayni kizlari ve kadinlari yolda yürürken hala erkeklerin önünden geçmezler. Çünkü simsiki ve hem de farkinda olmadan, yürekten bagli olduklari açikça görülen “töre”ye aykiri bilirler erkek önünden geçmeyi…
Yine ayni sekilde, davullu-zurnali, üç gün üç gece yapilan dügünlerin yerini, belediye nikah salonu veya dügün salonu törenleri almissa da gerdege giren güveyi yumruklanir ve az önce sagdiçlar tarafindan camiden (yatsi namazindan) getirilmistir.
Gelinlerin kina gecesi kinalari yakilir ve kina gecesi oyunlarinda mutlaka bindalli veya üçetek giyilir.Bütün bu ve buna benzer hususlar, Çankiri’da gelenek ve göreneklerin “öz olarak” degil, sekil olarak bazi degismelere ugradigini göstermektedir.Her sene kis mevsiminde büyük yaran sohbetleri ve hemen her dügünde, “bas donanmasi” merasimleri de gençler arasinda uygulanmakta ve öz haliyle yasatilmaktadir.Çankiri’da diger illerimizde hemen hiç rastlanmayan bir husus daha vardir ki o da, genç­lerin büyük bir çogunlugunun, mahalli halk oyunlarini oynayabilmeleri, saz çalip türkülerini aslina uygun tarzda söyleyebilmesidir. Mahalli halkoyunlari, çesitli okullarda kurulan ekiplerce yasatilmakta, halk egitimi kurslarinda da bu oyunlar ögretilerek canliligi muhafaza edilmektedir.
Hele Eldivan Ilçesindeki dügünlerde kurulan “Seymen Alayi” aslindan hiçbir sey kaybetmeden güzel bir gelenek olarak yasatilmaktadir. Yine Eldivan ilçesinde yapilan eglencelerde ve dügün­lerde kukla gösterileri, kayda deger bir baska numunedir.

Çankiri Dügünleri
Günümüz Çankiri’sinda köy ve kasabalarinda çok önemli degisikliklere ugratilmamis dügün adetleri hakkinda derli toplu bilgileri Merhum Haci Seyhoglu Hasan Üçok’un, 1930, 1931, 1932 yillarinda Çankiri’da nesredilmis ve Duygu Gazetelerindeki tefrika edilmis yazilarindan ögrenebilmekteyiz.Bu kaynaktan ögrendiklerimizi, günümüz Çankiri’sinda yasayan dügün adetlerinin sekli ile yer yer mukayese ederek sunacagiz. Aslinda elli sene önce kaydedilen dügün adetleri ile bugünün Çankiri’sinda yasayan adetler, genel hatlari ile birbirlerinin aynisidir. Lakin, bilhassa para yönü agir basan ve asiri masrafi gerektiren motiflerin, zaruri olarak terkedilmis oldugu da bir gerçektir. Dügünlerde Ilk Tesebbüs:
Evlenme çagina gelen Çankirili delikanlinin anasi, oglu için aradigi münasip gelin adayini bulunca, bu durumu kocasina iletir. Bugün de ayni durum geçerli olmakla birlikte, daha çok oglan buldugu kizi anasina, anasi da kocasina anlatmak­tadir. Bunun üzerine, kizin kendisi ve ailesi hakkinda lüzumlu arastirmalar yapilir, bilgiler toplanir. Kiz, yapilan arastirmalar neticesinde ahlaken, bilgi ve beceriklilik bakimindan müna­sip görülürse dünürlüge karar verilir. Köy ve kasabalarda bu durum geçerli ise de, sehir merkezinde kiz ve oglanin tanisarak anlasarak evlenmelerine daha sik ratlanmaktadir.
Daha sonra, araya bir araci konarak kizin anasina haber verilir. Kiz anasi da kocasina söyler, agabeyi varsa onun da görüsü alinir, durum oglan tarafina haber verilir. Bunun üzerine, kiz tarafi ilk olarak normal bir masrafla alinabilecek taki ve esyalarin listesini oglan tarafina duyurur. Eskiden bu listede bes adet besibiyerde kulplu altin, iki çift elmas küpe, iki elmas yüz­ük, iki elmas igne, iki çift gümüs nalin, iki gümüs kemer, iki kaftan, iki Bagdat dokumasi ipek çarsaf, iki hamam takimi, iki çift potin kalüs yer almakta idiyse de, bugün bunlarin çogu istenmemektedir. Istenilenler sadece nisan yüzügü, bilezik ve kolye ile altin zincir gibi takilar ve es­yalar olmaktadir. Diger istekler, daha sonra belirlenmektedir. Istekler, oglanin ailesi tarafindan da ka­bul edilmisse söz kesilmis demektir.

Nisan Töreni:
Oglan evi tarafindan kabul edilerek alinan esya ve takilar, kiz evine gönderildikten sonra bir Cuma günü nisan yapilir.
Nisan günü, oglan tarafinin kadin ve kizlari ile bir de defci davet edilir. Defci çalma­ga baslar. Her iki tarafin davet edilen kadinlari oyun ve eglencelerini birkaç saat kadar sürdür­dükten sonra, ortaya bir kat elbiselik kumas serilir. Bu kumas, oglan evi tarafindan getirilen ziynet esyalari ile birlikte, gelin kiza elbiselik olarak getirilmistir.
Gelin olacak kiz içeriye girince, elebasilik eden kadinlar “Allah askina masallah deyiniz, nazar degmesin” diye ihtarda bulunurlar. Gelin kiz, yerde serili kumasin üzerine gelip ayakta durur. Getirilen yüzük parmagina takilir. Diger mücevherler de elbisesi üzerine ilistirilir.
Bunlardan sonra gelin kiz, önce oglan tarafinin (annesinden baslamak üzere) ellerini öper. El öpme sirasinda, getirilen özel hediyeler de takilir.
Simdi ise (daha çok sehir merkezinde) bu nisan merasimi, oglan ile kizin, davet edilen her iki taraf akrabalari huzurunda ve kiz evinde, birbirine kirmizi bir kurdele ile baglamis nisan yüzüklerinin, hatiri sayilir bir akraba veya es-dost tarafindan takilmasi seklinde yerine getirilmektedir. Nisan merasimindeki eglence ve hediye vermeler de, bu esnada yapilmaktadir.
Serbet Içilmesi:
Genelde kismi degisiklige ugramasina ragmen, serbet içilmesi de su sekilde olur: Kadinlar tarafindan nisan töreni yapilmadan bir iki gün evvel ailenin durumuna göre erkekler tarafindan da tören yapilir. Törende dualar okunur ve serbetler içilir. Serbet içme adeti sadece kadinlar arasinda ya­pilmaktadir ve özellikle “darisi basina olsun” dilekleriyle, genç kizlara içirilmektedir.
Kadin ve erkekler arasinda bu sekilde nisan töreni tamamlandiktan sonra, kiz oglan tarafina geçmis sayilirdi ve bugünden baslamak üzere oglan anasina gelinlik etmege baslardi. Gelinlik etmekten maksat, gelin olan kizin kaynana ve kayin babasina kat’iyyen yüksek sesle söz söylememesidir. Mecburi bir durum olursa, çok hafif bir sesle konusabilmesiydi.
Gelin kiz her nerede oglan tarafindan bir kadinla karsilassa, onlarin ellerini öper. Yan­larinda hiç kimseyle konusup eglenemez… Aksi takdirde, gelin hakkinda hiçte hos olmayan dedikodular bir anda yayginlasir. Ancak, gelinlik etme adeti günümüz Çankiri’sinda genellikle kasaba ve köylerinde bu sekildedir. Merkezde ise gelin kizlar sözlüsü veya nisanlisi ile el ele-kol kola gezebilmekte, eglenebilmektedir.
Nikah Töreni Veya Dügün (Dün):
Çankiri’da nikah töreni yahut dügün, eskiden su sekilde yapilmak­taydi:
Mahalle bekçisinden, imamindan, muhtarindan baslayarak diger yetkililere bahsis ve harçlar verildikten sonra, mahalle imamina hitaben izinname çikartilirdi.
Izinname”de “… mahallesi imami efendi, badesselam inha olunurki… nam bikri ile evlen­mesine canib-i ser’i serifeden izn-i ser’i lahik olundu vesselam..” tarzinda beyan bulunurdu, izin­namede, “Mihr-i müeccel” ve “mehr-i muaccel” diye tespit edilmis iki yer bulunurdu.
“Mihr-i müeccel” nikah bedeli, “mehr-i muaccel” de erkegin vakti olmayip ta geline ait mücevherati ve diger esyalari ileriki bir zamanda yapilmak üzere adet ve miktarinin bedeli demekti. Bu durumlari beyan eden hususlar, izinnamedeki tespit edilen yerlere yazilirdi.
Ölüm veyahut baska bir surette ayrilik vaki olur ise izinnamedeki yazili hususlar, kadinin hakki olarak gerekirse mahkeme hükmü ile alinirdi.
Iziinnameler, mahalle imamlari tarafindan muhafaza edilerek saklanirdi. Nikah duasina mahallenin ulema ve diger sayilir kisileri davet edilirdi. Kizin bir vekil iki sahidi, oglanin da ayni sekilde bir vekil, iki sahidi davetliler arasinda bulunurdu.
Nikaha baslanmadan önce imam efendi tarafindan, yapilacak veya yazilacak birsey olup olmadigi sorulur, varsa sayet, yapilir veya yazilirdi.Nikah miktarina gelince, öteden beri nikah miktari pazarlik suretiyle yapilmasi adet idi. Imam Efendi meclisin ortasina oturur, sag tarafina oglanin, sol tarafina da kizin vekil ve sahitleri otururdu.Kiz tarafina hitaben “Isteyiniz bakalim..” derdi.
Bu sekilde kiz tarafi ile oglan tarafi arasinda, imam efendi hakemliginde sürüp giden pazarlik sonucunda bir bedel tespit edilirdi. Miktarin tespitinden sonra nikahin aile kurulusunda esas oldugunu beyan eden bir Hadis-i Serif okunur herkes diz çöker, ellerini açik olarak dizleri­nin üstüne koyarlardi. Yalniz imam efendi elinin birisini kapali olarak dizinin üstüne koyardi. Sebebi ise nikah esnasinda oglan evinin düsmanlari büyü yapilabilir düsüncesiydi.
Imam oglanin vekiline hitaben üç defa:”-Allah’in emriyle, Peygamberin kavliyle, filanin kizi filan hanimi, kendi tarafindan vekaleten filan efendiye asaleten aliverdin mi?…” diye sorardi. Oglanin vekili ise “Aliverdim” diye cevap verirdi. Imam efendi de, bunun üzerine “Ben de akdi nikah eyledim.” deyip elini açar ve uzunca bir dua okurdu.
Daha sonra orada bulunanlara serbet verilir, artan serbet de uygun görülen yerlere gönderilirdi. Kiz tarafi da bir tepsi baklava ve hediye ile karsilikta bulunurdu. Kurban bayramlarinda arife günü kiz evine kurban göndermek adetten idi. Buna da, kiz tarafi bak­lava ve diger hediyelerle karsilik verirdi.
Bugün:
Çankiri’daki nikah ve dügün adetlerinin eskiye karsilik, bu adet­lerin pek çok yönü, günümüzde bazi degisikliklere ugramistir. Bu degisikliklerin en önemli sebebi, hiç süphesiz ki, artan ihtiyaçlar ve her yönden saglanan sosyo ekonomik degisim ve gelismelerdir.
Günümüz Çankiri’sinda nikah akdi, resmi ve imam nikahi olmak üzere iki ayri safhada yapil­maktadir. Resmi nikah, daha çok dügün merasimi ile birlikte yapilmaktadir. Ekonomik zorluklar ve bir de zamandan tasarruf etme kaygisinin tabii bir neticesi olarak dügün merasimi sekline dönüstürül­müs olan resmi nikah (belediye nikahi) islemi, genellikle Belediye Nikah Salonu veya benzeri bir yerde yapilmaktadir.
Belediye Evlendirme Memurlugu tarafindan tayin edilen gün ve saatte, nikah salonunda “ni­kah ve dügün merasimleri” yapilacagi, matbu halde bastirilan davetiyelerle es-dost ve akrabalara önceden duyurulur. Davetliler, nikah saatinden 15-20 dakika önce salona gelerek yerlerini alirlar. Hemen ar­dindan da damat tarafindan gelin, salona getirilir. Gelinle damat, nikah saatine kadar bir süre, davetlilerin bulundugu salondan ayri bir odada bekletilir ve nikah esnasinda yapacaklari isler hakkinda, nikah memuru tarafindan kisa bilgiler verilir.
Nikah memuru ile gelinle damat tarafinin sahitleri salondaki masada yerlerini aldiktan sonra, gelin ve damat kol kola salona girerler. Salondaki davetliler, ayaga kalkarlar ve gelinle damadi alkislarlar. Masaya vardiklarinda önce gelin, sahidinin karsisindaki sandalyesine oturur, damat da kendi sahidinin karsisina oturur.
Belediye nikah memuru, varsa tebrik ve telgraflari okur. Ardindan da, Medeni Kanun’un ilgili maddesine göre Belediye Baskaninca kendisine verilen yetkiye dayanarak nikahlarini kiyacagini yüksek sesle duyurur ve önce kiza, sonra da oglana ayri ayri;
“-Filan kizi filan… falan oglu falani kocaliga kabul ediyor musun?”,
“-Filan oglu filan… falan kizi falani, es olarak kabul ediyor musun?..” diye sorar.
Kiz ve oglan yüksek sesle “evet” dedikten sonra, önce kiz, ardindan da oglan, deftere imza atarlar. Sahitler de imza attiktan sonra, evlendirme memuru her ikisini de yüksek sesle “kari-koca” ilan eder. Bunun üzerine damat, kizin ayagina basarak duvagini açar. Davetliler alkislarlar…
Nikah tamam olduktan sonra, gelinle damat, salonun çikis kapisinda durarak, davetlilerin tebriklerini kabul ederler. Davetlilerin tebrik isi bittikten sonra, kiz ve oglan tarafi, hep birlikte hatira fotograf­lari çektirirler. Bu is de tamam olunca konvoy halinde sehir dolasilarak oglan evine ulasilir.
Imam Nikahi:
Dini nikah da denilen imam nikahi, ya resmi nikahtan veya gerdege girmeden hemen önce yapilir. Bu nikah isleminde, eskiden oldugu gibi izinnameler yoktur.
Günümüz Çankiri’sinda dini nikah, kizla oglanin birbirlerini görmelerinde bir mahzur bulunmamasini saglamak için nisandan hemen sonra da yapilmaktadir. Yine bugünkü Çankiri’da dügün merasimlerinin bir baska bölümü daha vardir: Resmi nikah ile birlikte dügün salonunda yapilanlarin haricinde, üç gün önceden kiz ve oglan evlerindeki senliklerdir bu bölüm…
Bu senlikler genellikle Cuma günü kadinlar arasinda baslar. Kina gecesi ve son günün gündüzüne kadar devam eder. Kiz evinde senlikten sonra kadinlar arasinda mevlid okutulur. Kina gece­sinde oglan evinde ise, “Bas Donanmasi” yapilir.
Bas Donanma:
Bu adet, eskiden daha teferruatli ve genis bir sekilde yapilmakta iken, bugün tam olarak uygulanamamaktadir. Öyle ki, ekonomik durumu yerinde olmayan aileler, külfetli oldugu için her yönüyle mükemmel ve geleneklere-göreneklere uygun bir dügün yapamadigi gibi, durumu yerinde olan zenginler ise, dügünlerini balolarla yapmayi tercih eder olmuslardir.
Günümüz Çankiri’sinda Basdonanmasi, genel olarak Yaran Sohbetleri’ndeki senlik vb. oyun­larla renklendirilen bir hal almistir. Bu da her yil kis mevsiminde yapilmasi gereken ama çesitli sebeplerden dolayi ihmal edilen Yaran Sohbetleri’ne, yeni nesillerin özleminden kaynaklaniyor olsa gerek…
Oglan evinde bas donanmasi yapilirken, kiz evinde de kina yakilir.

Kina Yakma:
Oglan evinde bas donanma yapildigi saatlerde kiz evinde kina yakilma söyle olur: Kiz evi yakinlari yatsi namazindan evvel gelerek kiz evinin büyük olan odasinda belli bir yere otururlar. Oglan evi tarafindan gelenler ise ayri oturur. Defçi kadinlarla birlikte türkü söyleyenler de bulunur.
Yatsi vakti sonunda oglan tarafindan olan kadinlar, oglan evinde toplanir. Toplu halde kiz evine giderler. Oglan tarafindan giden kadinlar, çok süslü giyinmeye itina gösterirler. Bu ka­dinlardan ikisi, ellerinde tepsiler içinde her çesit kuru yemis ile birlikte kinayi da götürürler.
Eskiden bu gidis, özel bir tören seklinde idi ise de, simdilerde gayet sadelesti­rilmis ve normal hale getirilmistir. Kina gecesinde eski adetlerden kalanlar, çerez yemek, oyna­mak ve kina yakmak üzere çok az sayilacak motiflerdir. Havai fisekler atil­masi ve oldukça yüklü miktarda para masrafini gerektiren diger motiflere de rastlanilir.
Oyunlar oynandiktan, çerezler yendikten sonra yasli ve becerikli kadinlar, dua ve ilahiler okuyarak, gelini evin ortasina oturturlar ve törenle kinasini yakarlar. Daha sonra oglan evinden gelen kadinlar evlerine giderler. Kiz evinde kalan gelin kizin arkadaslari, ona arkadaslik ederek sohbet ederler.
Gelin Çikarma:

Çankiri’da gelin çikarma adedi, geçmis yillardaki duruma bakarak, günümüzde bir hayli degisikliliklere ugramistir. Diger gelenek, görenek ve adetlerde oldugu gibi, masraftan kaçmak ve günün icaplarina aslini bozmadan uyabilmek kaygisi ile ugratilan bu degisik gelin çikartma adet­lerinin dün ve bu günkü hâlleri su sekildedir.
Kina gecesinin ertesi günü, gelin çikartma merasimi yapilir. Sabahleyin erkenden, oglan evinin her tarafi temizlenir. Eski tantana, sasaa yerine bir sükunet çökerdi. Oda tarafinda, güve­yi ile yanina gelen bir kaç genç arkadasindan baska kimse kalmazdi.
Davullar bir yandan agir ve dertli havalar çalarken, öte yandan da kusluk vakti (ögleye dogru) güveyinin girecegi hamam te­mizlenerek hazirlanirdi. Hamamda saz takimi sen havalar çalar ve ayni zamanda güveyi ile arka­daslari hamama giderlerdi.

Ögle ezani okundugu zaman, bir gün öncesinden okuyucular vasitasiyla yapilan davetler üzeri­ne oglan evi tarafi oglan evinin önünde, kiz evi tarafi da kiz evi önünde toplanirdi. Oglan evi tarafindan bindirilen 20-30 kadar süvarinin (atlinin) önünde davullar zurnalar çalar, köçekler oynayarak kafile (gelin alayi) yola çikardi. Daha önceden çeyizi götürülen katir­larin iki kati süslenmis hayvanlar, kafileyi takip ederdi. Sagdiç ta ayni sekilde süslü bir ata bindirilir ve gelin getirmek için hazirlanan arabalar, arkalarinda yüzlerce seyirci ve davetli ile kiz evine giderlerdi. Kiz evine varmadan yolda sancaklarin önü kalabalik olurdu bazen Çankiri cadde ve sokaklarina sigmaz hale gelirlerdi.Bu sekilde kiz evi önüne varirlardi. Kiz evi önünde toplanan kalabaliga, kiz evi tarafin­dan serbetler dagitilirdi.
Kusak Baglama:
Gelin, babasi evinden çikarken, avluda en yakin akrabalar ve bir de hoca bulunurdu. Gelini avlu ortasina dikerler, en yakin akrabasindan ve zenginlerden birisi, gelinin beline bir kusak veya gümüs kemer baglardi, gelinin beline kusak baglayan kisi, kendi kesesine göre, gelinin cebi­ne para da koyardi. Orada bulunan hoca dua eder, duasindan sonra gelin orada bulunanlarin elini öperdi. Gelin, binecegi ata (veya arabaya) kadar iki ta­rafina kilimler gerilerek, kimseye gösterilmeden götürülürdü. Gelin, en yakin ve yasli akraba­sindan iki hanimla birlikte arabasina biner, diger arabalara da diger kadinlar binerlerdi. Gelin tarafinin çeyizi, oglan tarafinin hazirladigi çeyizle ayni kiymette olurdu. Her iki tarafin çeyizlerinin yüklenmesi için 20-30 kadar katir hazirlanirdi.
Bazen süslü bir rahlenin üzerine Kur’an konur ve sirmali örtülerle örtülürdü. Bu rahle ön tarafta ve basta götürüldü ki, gelin kizin okuma bildigine isaret gösterilirdi. Çeyiz, her katirin üzerine telli oda takimlari, kilimler, halilar örtülmek suretiyle yüklenir ve herkesin gözleri kamastirilmak istenirdi.Gelini tasiyan vasitalar, at, tahterevan, tatar arabasi, lando veya yayli arabalar gibi vasitalar idi. Bu halde kafile (dügün alayi) giderken mezarlik civarina gelince dururlar ve davul zurnalar susturulur Fatihalar okunurdu.
Yastik Götürmek:
Gelin çeyizi yükletildigi ve gelin alayi hareket ettigi sirada gençlerden birisi bir köse yastigini kaçirip hamama götürürdü. Güveyi, yastigi götüren gence bahsis verir ki, bu bahsis gelinin evden çikartildigi, ve yola koyuldugu haberinin bahsisidir.
Gelin alayi sehrin merkez mahalle ve caddelerinden geçerler. Alay geçerken önlerine ipler gerilir ve dügün sahibinden bahsisler alinir. Bu sekilde gelin, yeni evine getirilir. Oglan evinin büyükleri ve yakin akrabalari yanlarinda bir imam ile evin önünde beklerler. Gelin eve girince dua edilir. Gelin, önce kayinbabasinin ve büyüklerinin ellerini öper, kayinbabasi ve akrabalari, gelin­in basina kuru yemisle karisik bozuk para serperler. Bu paralar oradaki çocuklar tarafindan kapisilir ki, ugur ve bereket sayilmaktadir. Gelin, hazir edilen odaya alinir.
Güveyi Girisi :
Gelin, oglan evine geldikten bir kaç saat sonra, kiz evi tarafindan hazirlanan baklava ve etli yiyecekler getirilir. Bunlari getirenlere de bahsisler verilir. Bu yiyecekler sadece gelin ile damat beye aittir.
Hamamdan çikarilan damat, yatsi namazina camiye götürülürdü. Namaz çikisinda, eve bir haberci gönderilir (Çok önceleri bu haber, fisek atilarak duyurulurmus). Gelin odasina iki bardak serbet hazirlanirdi. Gelin hanim, duvagi örtülü halde, odanin bir tarafina dikilirdi. Orta yerde bir yatak, bir tarafa da seccadeler serilirdi. Oda ortasina serilen bu yatak, gündüz kim serdi ise o kisi tara­findan kaldirilirdi. Güveyi kapiya geldiginde, imam dua ederdi. Güveyi yaslilarin elini öperdi. Bu sirada kapi açilir ve güveyi süratle içeri girerdi. Çünkü gençler tarafindan güveyinin sirtina yumruk vurmak adettir. Güveyi acele davranmazsa epeyce yumruk yerdi.
Güveyi gelinin bulundugu odaya girer. Orada gelinle birlikte bekleyen yenge, gelinin duvagini açar ve ikisini el ele tutusturarak çikardi. Güveyi ve gelin, ilk önce seccadenin basina giderek iki rekat hacet namazi kilarlardi.
O gece edilen dualarin mutlaka kabul olunduguna itikat edilirdi. Namaz kilinip, dualar
edildikten sonra kalkarlardi. Oglan bir köseye oturur, kizi da yanina alirdi. Kiza bir kaç soru sorardi. Kiz cevap vermezdi. Oglan, önceden hazirladigi söyletmeligi (elmas veya altin yüzük vb)
verirdi. Bunu verince kiz da konusmaga baslardi. Güveyi daha sonra gelinden su isterdi. Gelin, önceden hazirlamis oldugu serbetleri verir ve birlikte içerler ki içilen bu serbet agiz tatliligina, yani tatli dilli ve güler yüzlü olmaga isaret sayilirdi. Son­ra kiz evinden gönderilen yiyecekler yenilirdi…

Çankiri Dügünlerinde Söylenen Türkülerden Örnekler
Bayrak Kaldirma Havasi
Çankiri köylerinde, dügün evinin önünde bayrak dikme adeti vardi. Buna, “Bayrak Kaldirma” denilirdi. Bayrak kaldirilirken, davul-zurna ile su türkü çagrilirdi:

Dan yüzüne dan yüzüne Dan uykusu tatli olur
Vurdum dilberin dizine Kaldirirlar aksam seni
Çayirda bostan bozuyor Ögle isi firkatli olur
Öksüzler bakar gözüne Yildirirlar aksam sen

Halay Çekme Havasi
Çankiri köylerinde on bes-yirmi genç yahut orta yasli grubu, el ele tutusarak bir yarim halka (hilal) olustururlar. Halkanin her iki basinda bulunanlar, ellerinde mendil yahut birer çevre sallar ve çalinan havanin ahengine uygun olarak agir agir dönmege baslarlar. Davul ve zurna bu yarim dairenin ortasinda durur ve genellikle su havayi çalardi.

Sari kavun dilimi Gidiyorum Çorum’a
Nitdin oglan gülünü Bir tas degdi koluna
Gülünü elinden alan Kolum sarilmak ister
Bulsunlar Allah’indan Yarin ince beline
Aman aman sari kiz Aman aman sari kiz
Yatamam ben yaliniz Yatamam ben yaliniz

“Aman aman” nakaratina gelince, bastakiler daireden ayrilarak iki ellerinde mendiller oldugu halde hoplamaga baslarlar. Buna göre digerleri de hoplaya hoplaya çevirirler. Oyundan sonra halay basi olan, davulcuya bahsis verirdi.

Gelin Havasi
Gelin, güveyi evine götürülürken, davul-zurna su havayi çalardi:

Karacamin taburunu bozmuslar
Karamandir her kardesim karaman
Bozlugun dagini ne çok gezmisler
Bekar olsam gitse canim aramam
Karacami sinesinden üzmüsler
Ben illerin evlerinde duramam
Karacam karacam aslan karacam
Karacam karacam aslan karacam
Anan yasdik koysun yaslan karacam
Anan yasdik koysun yaslan karacam

Bu türkü uzun bir bozlaktan kalmis iki parça olup hikaye ettigi hadisenin; “bir kizi seven iki erkekten birisinin gelini götürürken digeri tarafindan saldiriya ugrayarak Karaca denilen damadin gögsünden vurulmak suretiyle gelinin kaçirildigini” anlattigi, Haci Seyhoglu Hasan Üçok derlemesinde bahsedilmektedir.

Tan Havasi
Tan havasi, Sabah Namazi’ndan yarim saat evvel dügün evinin en yüksek odasinda çalinirdi. Ne kadar davul zurna varsa bu havaya katilirdi. Bir kasaba halkini derin uykusundan kaldiran bu hava çalinirken de su türkü söylenirdi:

Gel felek gurbette alma canimi
Gülüsan beylerinin gülü solarmi
Felegin elinden çektigim neler
Duyar düsmanlarim sadigam olur
Bozulmus baglara bülbül konarmi
Ayrilir atesi bagrimi deler

Yikip viran etme mamur hanemi
Evveli aglayan sonra gülermi
Esinden ayrilmis gurbete salar

Yuvada yavrular perisan olur
Düsürdün dillere felek sen beni
Düsürdün dillere felek sen beni

Gelin Övme Türküsü
Gelin, güveyi evine getirildiginde, önceden hazirlanan odanin kapisina telli-duvakli ola­rak dikilirdi. Defçi kadinlar da gelini övmege baslarlardi. Ve su türküyü söylerlerdi:

Hos geldin alli gelin Hos geldin alli gelin Hos geldin alli gelin
Sefa geldin pullu gelin Sefa geldin pullu gelin Sefa geldin pullu gelin
Haçan gelin haçan gelin Gelinimiz gelir güle güle Gelin hanim evinden aglayarak çikti ,
Evlere güller saçan gelin Nur dogdu birden bire Annesinin cigerini daglayarak çikti
Oglumuzu alip kaçan gelin Kayin ana iyi dilekler dile Güveyi beg de yollara düstü

Çok sükür geldi gelinimiz
Sen oldu evimiz gönlümüz

Defçi kadinlar bu sefer de kaynana karsisina geçerek su türküyü söylerlerdi:
Güveyi begin annesi annesi Oglan bizim kiz bizim
Ellerinde güller kokasi Gelin hanim iki gözüm
Gelin hanima iyi günler veresi Kulaginda kalsin sözüm

Çok sükür geldi gelinimiz Çok sükür geldi gelinimiz
Sen oldu evimiz gönlümüz Sen oldu evimiz gönlümüz
Benin agam kadi ile müderris Kavagin dibine gülük bastirdim
Kayik gelse Üsküdar’a gideriz Ben o zeybegi agam diye astirdim
Gelse bile kötüleri nideriz Basaksiz evlere basak yaptirdim
O yavrunun dügmeleri çiziktir Hayatsiz evlere hayat yaptirdim
Feslikan’a ben atimi bagladim O yavrunun dügmeleri bir sira
Yar gelip geçtikçe gönlüm egledim A kiz biz gidelim gayri Misir’a
Ben o yara sabah selam yolladim
O yavrunun dügmeleri bir sira
A kiz biz gidelim kayri Misir’a

Türkünün sonunda da güya kaynana söylemis gibi sunu derlerdi:
Evimin siçani geldi Sirrim açanin geldi
Gündüz yazup Gece okuyanim geldi

Gelin Almaya Giderken

Hendekten sesini aldim Karsidaki gök ekin
Basindan fesini aldim Aldirdim elimdekin
Koca köyün içinde Her soran benzin sorar
Begendim seni aldin Hiç sormaz kalbimdekin
Amanin güzelim bize gel Amanin güzelim bize gel
Allar, allar giy de bize gel Allar, allar giy de bize gel
Su daglar çiçeklendi Su daglar mese daglar

(A kiz) yareler pürçeklendi Anam kösede aglar
Çek bayraktar bayragi Yari bana vermezler
Ayrilik gerçeklendi (A kizlar) ates düseni daglar
Amanin güzelin bize gel Amanin güzelim bize gel
Allar, allar giy de bize gel Allar, allar giy de bize gel

Kina Yakarken Söylenen Türkü:
Hani bu kizin anasi Esvap yülügün ak taslar
Elinde mumlar yanasi Yiyip içtigin ocaklar
Allah muradini veresi Gölgelenip geçtigin agaçlar
A kizim kinan kutlu olsun A kizim kinan kutlu olsun
Vardigin yerler sen olsun Vardigin yerler sen olsun
Küçük dayin atin yeder Bir elinde tava sapi
Büyügü yaninda gider Bir elinde helva topu
O da babasina bedel Bu da öküzün hakki
A kizim kinan kutlu olsun A kizim kinan kutlu olsun
Vardigin yerler sen olsun Vardigin evler sen olsun

Diger Dügün Türkülerinden Örnekler
Su dagin basinda vatanim yurdum Evlerine varamadim köpekten
Kadir Mevlam bize eylesin yardim Telli uçkur çezemedim ipekten
Bir degil, bes degil, on degil derdim Aksam sabah yapisirim bilekten
Açildi yareler uç verdi gayri Ben bu derdin hangisine yanayim
Her sabah her aksam okunur ezan Evleri olsa da yüksek olmasa
Iki ayagim tutmaz odamda gezem Ayrilik olsa da ölüm olmasa
Katibim yok benim mektubun yazan Yarin yolladigi güller solmasa
Ben bu derdin hangisine yanayim
Gel otur yanima illere karsi Karsidan karsiya el etme yarim
Sen olsun sevdigim gezdigim çarsi Seni görmeyeli nice oldu halim
Ya ben aglamayayim kimler aglasin Genç yasimda beni bitirdin zalim
Su deli gönlümü kimler eglesin
Ben bu derdin hangisine yanayim
Su karsiki baglarda üzüm devegi Su dagin basinda bir tutam çiçek
Ne sen gelin oldum ben güveyi Ne kadar söylesem o kadar gerçek
Sag olup gelirsem bir gün yurduma Inanmazsan kadi efendi beni yemine çek
Sen gelin olursun ben de güveyi Yarin gözü yasli yemini bilmez
Aman Allah ben bu derdi nideyim
Genç yasimda daglara mi gideyim.

ÇANKIRI’DA SÜNNET DÜGÜNLERI
Her ailenin, erkek çocugu sahibi olduktan sonra ilk telasi, çocuklarini sünnet ettirmek, kaygisidir. Bu hal ve kaygi, Islami bir adet olarak yasanmaktadir.
Çankiri’da yasayan sünnet adetleri, bundan yarim asir öncesinde çok büyük masrafla yapilan ve debdebesi bol dügünler seklindeydi. Büyük oranda sekil degisikligine ugratilmis ve mümkün oldugu kadar az masrafla hatta her ailenin kendi maddi durumuna göre yaptigi sünnet dügünleri günümüzde söyle cereyan eder:

Dügün Baslangici:
Çankiri’da sünnet dügünleri genellikle sonbahar mevsiminde yapilir. Çünkü bu mevsim, her aile için bir çok telasin son buldugu ve her seyin bol oldugu bir mevsimdir.
Dügün öncesinde, sünnet olacak çocuklari için evlerde birer yatak (Karyola veya somya) süslü olarak hazirlanir. Çocuk tek ise tek yatak, bir kaç tane ise bir karyolaya üç dört çocuk yatirilir. Ev, bir bayram yeri gibi süslenir. Sünnet edilecek çocuk için hazirlanan dügüne, matbu olarak yapilmis davetiyeler ile es dost ve akrabalar çagrilir. Davetlilere pilav, ayran asil olmak üzere, ailenin durumuna göre yemek ziyafeti verilir. Yemekten sonra mevlid okutulur, ilahiler söylenir. Çocuklar ise, alinlarinda “masallah” yazili ve özel olarak hazirlanmis sünnet elbiseleri giydirilmis vaziyette, arabalarla sehirde gezdirilir. Ki bu hal çocugu sünnet olmaga iyice alisti­rir, isitir diye kabul edilmektedir.

Sünnet Olmak:
Sünnet olacak çocuklar, evde hazir bulunan sünnetçi önüne getirilince, hafizlar tarafindan “asr-i serif” okunur, fatihalar okunur. Bir yandan da disarida davul zurna veyahut baska çalgilar varsa çalmaya devam eder. Bu esnada çocuk veya çocuklar sünnet edilir. Çocuk aglamaya baslarsa, hemen açilan agzina bir parmak bal sürülür (bu eskiden yapilmakta idi ki simdilerde yapildigina pek rastlanmiyor).
Kisaca anlatmaya çalistigimiz sünnet dügünleri, genel olarak Türkiye’nin bir çok yerinde benzer adetlerle yapilir. Çankiri’ya has olan sünnet dügünü motifi ve unsurlari ise, yukarida izah ettigimiz sekildedir.